11 Mayıs 2008 Pazar

İlaç pazarında imtiyaz kavgası büyüyor

ABDULLAH DİRİCAN
09 Ocak 2005, Pazar

Türkiye'de önemli bir sektör olmasının yanısıra, pazar alanında yaşanılan rekabet dolasıyla da gündemden düşmeyen bir dosya konusunu daha sayfalarımıza taşıyoruz.



Yerli ve yabancı ilaç firmalarının sağlık sektöründeki mücadelesi inanılmaz boyutlara ulaşmaya başladı. Bu mücadelenin en önemli nedeni ise 'veri imtiyazı' konusunda yaşanmakta. 'Veri imtiyazı; yeni üretilen bir ilacın başka firmalar tarafından kopyalanarak üretilmesini yasaklıyor...

Gerek saha çalışmalarında edindiğimiz temel veriler, gerekse konu muhataplarının görüşlerini bir araya getirince yerli ilaç firmaları ile yabancı ilaç firmaları arasında yaşanan veri imtiyazı mücadelesinin ilaç sektörünü yapısal açıdan etkileyecek bir mecraya sürüklediğini görmek mümkün. Bu mücadele, yerli üretimin de kaderini belirleyecek cinsten...

Veri imtiyazı tartışması ve önemi

Türkiye perakende fiyatlarıyla 8 milyar dolarlık bir ilaç pazarına sahip. Yılda 1 milyar kutu ilaç tüketilen Türkiye'de cironun yarısı yerli firmalarda, yarısı da yabancı firmaların elinde bulunuyor. 100'den fazla ilaç firması faaliyet gösterirken bu firmalardan 40'ı yabancılara ait. Yabancı firmalardan sekiz tanesinin Türkiye'de üretim tesisi bulunuyor. Diğer firmalar ise yurtdışından getirdiği ilaçları Türkiye pazarına sunuyor. Son 10 yıldır ilaç pazarında devam eden gizli kavga artık aleni olarak yapılıyor. 1994 yılında imzalanan patent ve veri imtiyazıyla ilgili anlaşma ilaç sektörünü yerli ve yabancı diye ikiye böldü. Firmalar, faaliyet gösterdikleri örgütleri bile ayırdı. Yabancı firmalar veri imtiyazı anlaşmasının uygulanması için baskı yapıyor. Yerli firmalar ise bu anlaşmayı geciktirmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor. Veri imtiyazı; yeni üretilen bir ilacın başka firmalar tarafından kopyalanarak üretilmesini yasaklıyor. 20 yıl boyunca bu ilacın etken maddesini kullanarak başka firmalar tarafından jenerik ilaçlar üretilmesine izin vermiyor. Yerli firmaların tamamı jenerik ürünlerle pazara çıktıkları için veri imtiyazının Türkiye'nin AB'ye üyeliğiyle birlikte uygulanmasını öneriyor.

Tokgöz: Veri imtiyazı yerli üretimi batırır

İlacın en büyük alıcısı ise devlet. SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve konsolide bütçe aracılığıyla devlet, ilaç cirosunun yaklaşık yüzde 80'ini satın alıyor. Yaşanan ekonomik krizler devleti tasarruf yapmaya zorlayınca "ucuz ilaç" politikası ortaya çıktı. Tasarruf amacıyla hazırlanan listelerde aynı etken maddeyi içeren ilaçlardan en ucuz olanı tercih edildi. Pahalı olan ilaç reçeteye yazılsa bile eşdeğeri olan ucuz ilaç alınmaya başlandı. Orijinal ilaç üreten çokuluslu firmalar ucuz ilaç politikasına karşı çıkarak AB üzerinden baskı yaparak veri imtiyazı uygulamasının başlatılmasını istedi.

Veri imtiyazı, piyasaya çıkan yeni ilaçların başka firmalar tarafından taklit edilmesini yasaklıyor. Yirmi yıl süreyle orijinal ilacın jeneriğinin üretilmesine izin vermiyor. Yerli ilaç sanayicileri bu durumun Türkiye için bir tehlike olduğunu savunuyor. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Genel Sekreteri Turgut Tokgöz, yabancı ilaç firmalarının veri imtiyazını gerçeği yansıtmayan iddialarla gündeme taşıdığını söylüyor. Tokgöz, orijinal ve jenerik ilaç tartışmalarının rekabet ve ekonomik çıkar çatışmalarını su yüzüne çıkardığını belirterek şunları kaydediyor: "Son dönemde sağlık harcamalarına yönelik tasarruf amaçlı alınan kararlar, orijinal ilaç üreticilerini fiyat rekabeti bağlamında sıkıştırmakta ve daha önce gündeme getirme gereği duymadıkları veri imtiyazı gibi konuları, gerçeği yansıtmayan boyutlarla tartışmaya açmalarına neden olmaktadır."

Demirdere: Veri imtiyazı Türkiye'nin lehine

Çokuluslu firmaların oluşturduğu Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) Başkanı Atlan Demirdere ise ilaç sanayiinin sağlıklı bir yapı içinde gelişmesi için veri imtiyazının bir zorunluluk olduğunu ileri sürüyor. Demirdere, fikri mülkiyet haklarının korunduğu bir ortamda daha çok yabancı sermayenin Türkiye'ye geleceğini ve yeni yatırımlar olacağını söylüyor. Demirdere'ye göre fikri mülkiyet hakları korunmadığı için Türkiye'de haksız bir rekabet var, devlet ucuz olduğu için biyo eşdeğerliliği ispatlanmamış ilaçları satın alıyor. Bu ilaçlar tedavide yetersiz kaldığı için hem tedavi masrafları artıyor hem de yaşam kalitesi düşüyor. Türkiye'de veri imtiyazı uygulamasıyla ilgili çalışmalar aynı çatı altında faaliyet gösteren ilaç firmalarının yollarını ayırdı. İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası (İEİS) adıyla faaliyet gösteren örgütten ayrılan yabancı uyruklu firmalar Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) adıyla yeni bir örgüt kurdu.

Celayir: İlaç fiyatları ikiye katlanacak...

Türk İlaç Sanayicileri Derneği Başkanı Cengiz Celayir, veri imtiyazı uygulamasının ilaç fiyatlarını iki kat artıracağını savunuyor. Celayir, en iyimser anlamda kişi başı ilaç tüketiminin 60 dolardan 120 dolara çıkacağını söylüyor. Celayir, veri imtiyazıyla ilgili düşüncesini şöyle açıklıyor: "Veri imtiyazı uygulanmasından sonraki 5 yıla bakarsak en yakınımızdaki örnek Yunanistan'a döneriz. Mevcut harcamamızı en az ikiyle çarpmanız gerekecek. Böyle bir para yok Türkiye'de. Biz 5,2 milyar dolarlık tüketimi bile öderken sıkıntı çekiyoruz. Demek ki buna hazırlıklı değiliz." Celayir'e göre Türkiye ya kendini "globalizm" rüzgarına kaptırıp "pırıl pırıl işleyen" yerli ilaç sanayiini batıracak ya da yerli sanayiini geliştirip yurtdışı pazarlara açılacak. Celayir, yerli ilaç sanayiinin geleceği açısından iyimser olmadığını ifade etmekten çekinmiyor. Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, veri imtiyazının Türkiye'ye maliyeti konusunda iki ayrı araştırma olduğunu belirtiyor. Birinci araştırmaya göre veri imtiyazının yıllık maliyeti 25 milyon dolar, ikinci araştırmaya göre bu rakam 1 milyar dolardan daha fazla. Monitor Group isimli araştırma şirketinin bu konuda yaptığı araştırma sonuçlarına bakılırsa veri imtiyazı uygulanması halinde yerli firmalar pazar kaybederken yabancı firmaların pazar payı da, ilaç fiyatları da artacak.

Türk İlaç Sanayicileri Derneği (TİSD) Başkanı Cengiz Celayir'in verdiği bilgiye göre, bugün itibarıyla Türkiye'de yılda bir milyar kutu ilaç tüketiliyor. Bu ilaçlardan yüzde 90'ı yerli firmalar tarafından üretilen jenerik ilaçlar. Piyasaya sunulan ilaçların yüzde 10'u ise yabancı firmalar tarafından üretilen orijinal ve ithal ilaçlar. Ancak pazar payına bakıldığı zaman yüzde 10'luk orijinal ilaç Türkiye'deki ilaç cirosunun yüzde 44'üne sahip. Başka bir deyişle yüz kutu ilaçtan 10 kutusunu üreten yabancı firmalar, buradan elde edilen yüz liranın 44 lirasına sahip oluyor. TİSD Başkanı Celayir'in iddiasına göre Türkiye'de faaliyet gösteren çokuluslu firmalar örgüt merkezlerine çeşitli iddialarla şikayette bulunuyor. İlaç firmaları da bu şikayetleri Brüksel'e taşıyor. Sonuç olarak Türkiye hakkında bir çeşit soruşturma yapılıyor. Celayir, bu iddiasını şu ifadelerle dile getiriyor: "Türkiye mahkemeye veriliyor. Ve bir soruşturma başlatılıyor. 83 tane soru tespit ettik. Geldiler, eczacılar birliğini, depoları, firmaları dolaştılar. Neler vardı o 83 sorunun içinde? Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nı dosya satmakla, hırsızlık yapmakla, kopyacılıkla, korsancılıkla suçladılar. Ben ilaç endüstrisinin içinde ağza almaya yakıştıramayacağım şeyleri yurtdışına şikayet edilen mektupta gördüm. Eczacılar birliğini, depoları, firmaları dolaştılar. Sonuç itibarıyla hiçbir şey bulamadılar."

Pfizer ile Abdi İbrahim'in davası örnek olacak

Veri imtiyazı uygulamasıyla ilgili açılmış bir dava diğer ilaçlar için de emsal teşkil edecek. Abdi İbrahim İlaç Sanayii Genel Müdürü Erman Atasoy'un verdiği bilgiye göre Pfizer firmasının Abdi İbrahim İlaç Sanayii'ne açtığı dava halen Danıştay Ceza Daireleri Genel Kurulu'nda. Pfizer'ın Lipitor isimli orijinal ilacının jeneriği olan "Tarden" ilacına karşı açılan bu dava Pfizer lehine sonuçlanması halinde 2001 yılından itibaren piyasaya çıkan orijinal ilaçların jeneriğinin kaldırılması yolunu açacak.

Yerli ilaç sanayiinin önde gelen isimlerinden Abdi İbrahim İlaç Sanayii Genel Müdürü Erman Atasoy, AB'yi veri imtiyazı konusunda tek taraflı davranmakla suçluyor. Veri imtiyazını Türkiye'ye dayatan AB buna karşılık Türkiye'nin lehine olan anlaşma ve sözleşmeleri görmezden geliyor. Atasoy, bu tabloyu şöyle açıklıyor: "Bazı yasa ve anlaşmalara dayanarak karşı taraf bir an önce olsun diyor. Bu tür şeylerde karşılıklılık ilkesi söz konusudur. Türkiye, bu imkanlar karşı tarafa verirken hiçbir şey almıyor. Bize hep Avrupa gösteriliyor. Mademki biz Avrupa'nın dayatmalarına uyacağız, aynı zamanda imkanlarına da kavuşalım. Yalnız zorlamaları alıp oradaki imkanlara kavuşmamak adaletsiz bir durum.

Roche İlaçları Genel Müdür Yardımcısı Ümit Ceylan, veri imtiyazı için ara çözümler bulunabileceğini kaydediyor. Ceylan, ara çözüm olarak İtalyan modelini örnek vererek, şunları dile getiriyor: "İtalya ruhsat almak isteyen orijinal ilaç üreticisine 'sana patent veririm; ama yerli bir firmayla ortak çalışacaksın' diyor, mecburi patent sistemini uyguluyor. İtalya'ya baktığımız zaman yerli firmalarla çokuluslu firmaların bir ağ gibi ilişkisi var. Dolayısıyla ilacın fiyatı ucuzluyor. Türkiye'nin tutması gereken orta yol bu.

Ceylan: İtalyan modeli uygulansın...

İlaç endüstrisine göre Türkiye için veri imtiyazı uygulaması artık geri dönülmez bir noktaya geldi. Ancak uygulamanın ne zaman başlayacağı konusu henüz netlik kazanmadı. Yabancı firmalar, uygulamanın hemen başlamasını hatta geriye dönük olarak 2001 yılından itibaren işletilmesini istiyor. Yerli firmalar ise Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesiyle birlikte uygulamanın başlatılmasını savunuyor. Buna örnek olarak da AB'ye üye olan Polonya'daki uygulamayı örnek gösteriyor. Yerli ilaç sanayicileri ilacın stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekerek, yerli üreticinin "mutlak" bir şekilde korunması gerektiğini savunuyor. Yerli üretimin koruması için maddi bir talepleri olmadığını söyleyen üreticiler, "yerli üretimin önünün açılması ve bürokrasinin azalmasını" talep ediyor.

ATLAN DEMİRDERE- İLAÇ FİRMALARI DERNEĞİ BAŞKANI

İlaç sanayiinin sağlıklı bir yapı içinde gelişmesi için veri imtiyazı bir zorunluluk.Türkiye'de haksız bir rekabet var, devlet ucuz olduğu için biyo eşdeğerliliği ispatlanmamış ilaçları satın alıyor.

CENGİZ CELAYİR - TÜRK İLAÇ SAN. DERNEĞİ BAŞKANI:

Veri imtiyazı uygulaması ilaç fiyatlarını iki kat artıracak. En iyimser anlamda kişi başı ilaç tüketimi 60 dolardan 120 dolara çıkacak. Yerli ilaç sanayiinin geleceği açısından iyimser değilim...


ERMAN ATASOY: A. İ. İLAÇ SANAYİ GENEL MÜDÜRÜ

Avrupa Birliği veri imtiyazı konusunda tek taraflı davranıyor. Veri imtiyazını Türkiye'ye dayatan AB buna karşılık Türkiye'nin lehine olan anlaşma ve sözleşmeleri görmezden geliyor.


ORHAN F. GÜMRÜKÇÜOĞLU

Veri imtiyazının Türkiye'ye maliyeti konusunda iki ayrı araştırma var. Birincisine göre veri imtiyazının yıllık maliyeti 25 milyon dolar, ikinci araştırmaya göre bu rakam 1 milyar dolar.

YARIN: İLAÇ SEKTÖRÜNDEKİ AKIL ALMAZ CASUSLUK FALİYETLERİ

ZAMAN

http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=130111

Hiç yorum yok: